özellikle, ömrünün son yirmi senesinde otoportrelerini sıklaştırmış. sanki, uzun ve olaylı bir ömre anlam verme, ne kadar olduğu gibi göründüğünü, ne kadar göründüğü gibi olduğunu ayrıştırabilme derdiyle cebelleşmiş durmuş. galiba, sıkıntılı bir otomuhasebe halinden çeker olmuş.
aşağıda iki resim var. ilki, gece yürüyücüsü, 1923-24 senelerinde, munch 60 yaşındayken çizilmiş. güneşin bir türlü doğmadığı uzun norveç gecelerinde, edward'ın evde bir aşağı bir yukarı yürüyüp, döne dolaşa aynada çökük göz altlarıyla karşılaştığını tahmin etmek güç değil.
ikincisi, saatle yatak arasında otoportre ise, 1940 - 42 yıllarında, yani munch 76 - 78 yaşlarındayken, çizilmiş. sanki, hezeyanlarla geçen melankolik yıllar geride kalmış da, "öyle ya da böyle, bir edward munch oldum sonunda" der gibi, daha iyimser, daha genişkalpli bir portre sunuvermiş.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder